2 Mart 2010 Salı

İstanbul'da Bir Figüran - 2

Sana Geliyorum İstanbul
Her şey sıcak bir yaz günü işyerinde tamamımızı toplayıp, 'hadi yallah, İstanbul’a, naş, naş' demeleriyle başladı pek muhterem bankalı büyüklerimizin. Tebdili mekanda ferahlık olduğunu okumuş yöneticilerimizden birileri bir kitapta, gerisine de onaylatmış. Uzunca bir süre direndik başta göstermelik olarak, ama tabii ki, bizden asırlar önce bu topraklar üzerinde yaşayan sevgili atalarımızın taa seneler önce çok değerli deneyimler sonucu ortaya koydukları atasözlerini anımsayarak ama bir takım terbiye takıntıları nedeniyle zikretmeyerek, lakin başka bir darb-ı mesel aracılığıyla (emir demiri keser) önceki darb-ı mesele atıfta bulunarak, tası tarağı toplayıp taşınmaktan başka çare düşmedi kısmetimize; bizim için yaban eller durumundaki ve kendisine yıllar önce bir tepeden bakılmış Aziz İstanbul’a.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder